semerşah turism



kalp ehli




kan kardeşim
hayrınıza vesile
Yandex.Metrica
Tasavvufa farklı bir bakış
Efkan Doğan

Tövbe Ya Rabbi

TEVBE ve AKABE BİATI

Peygamberler peygamberi Hz.Muhammed Mustafa S.A.V, Akabe denilen yerde ashabını toplayarak kendilerinden bir daha içki içmeyeceklerine, kız çocuklarını diri diri gömmeyeceklerine ve diğer günahlardan kaçınacaklarına dair söz alıp geçmiş günahlarını Allah'a affettirdi. Özet olarak "Akabe Biatı" denilen hadise böyle gelişti.

Burada olan tam bir "Tevbe ettirme" hadisesidir. Bir bakıma efendimizin dünyadaki şefaati de denilebilir.

Bu biat ile İslam Tarihine bir not düşülmüştür. Allah'ın, bir sevgili ve dostu aracılığı ile yapılan tevbelerin kesinlikle kabul olunup tevbe edenin koruma altına alınacağanın garantisi verilmiştir. Bu garanti neticesinde Efendimiz "Benim ashabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız hidayete erersiniz" hadis-i şerifini irad buyurmuşlardır.

Görüldüğü üzere günahlardan sıyrılan ashab gökteki yıldızlar tabir edilen mertebelere ulaşmışlardır.
Peygamber Efendimiz kendisinden sonra ashabına uyulmasını istemiş ve onları birer rehber olarak bırakmıştır. Onların peşlerinden gidenlere ise Tabiin denilmiştir.Tabiin'in peşinden gidenlere ise Tebe-i Tabiin denilmiştir.

Peygamber Efendimiz kendisinden sonra bıraktıklarının arasında en önemli yeri tutan sünnetidir. Onun yaptğını yapmak yapmadığından kaçınmak sünnete uymak demektir.
Onun yaptıklarının içinde en önemlilerinden bir tanesi de tevbedir. "Alimler Peygamber varisleridir" hadisine binaen ondan sonra gelen Efendimizin nesli ve İslam alimleri bu yolu takip etmişler ve "Akabe Biatı" nı yaşatmışlar ve yaşatmaya devam etmektedirler.

Efendimizin soyundan gelen ve 33.kuşak torunu olan Gavs-ı Sani Seyyid Abdulbaki Hz.leri bu Sünnet-i Seniyye'ye sımsıkı sarılarak hem dedesinin ümmetine sahip çıkmakta hem de yaratılmış tüm mahlukatı tevbe vesilesi ile Allah'a sevgili ve göklere eklenmiş bir yıldız yapmaktadır. Bu durum tamamen AKABE BİATI'nın devamı mahiyetindedir.
Bunu tasdik eden bir sözü Sultan Seyyid Muhammed Raşid Hazretleri şöyle buyurmuşlardır;

-"Bugünün sofisi, sahabe gibidir"

Değerli ziyaretçilerimiz, kişinin kendi başına yapacağı tevbe ile bir Allah dostunun yardımı ile yapacağı tevbe arasında çok büyük fark vardır.


Gavs-ı Sani Hz.leri tevbe ettirirken o güne kadar haramlara dalmış veya isyan etmiş olan kul ile Allah'ın arasına arabulucu olarak girmekte nihai barış ve huzur ortamı için tevbe eden ile birlikte Allah'a söz vermektedir.
Bir dostunun kefaletini ve sözünü kabul etmemek Allah'ın şanına yakışmaz. Bu nedenle, kefil olan bu büyük dosta kefil olduğu kişinin terbiyesi ve kurtuluşu için tüm yetkiler verilmektedir. Bu yetkiler sınırsızdır. Bu yetkilerin mürşid tarafından kullanılmasına ise "HİMMET" denilmektedir.

Himmetin sahibi bu büyük zat Allah'ın o kulu kendisinden nasıl geri isteyeceğini bildiği için gereken bütün hassasiyeti göstererek ve elindeki yetkileri kullanarak terbiye etmektedir. Yeri geldiğinde bir anne yeri geldiğinde bir baba veya arkadaş olmaktadır. Bu nedenledir ki sofinin en iyi dostu Mürşididir ve O dosttan sadece hayır gelir.

Mürşidin ervahı (ruhaniyeti) hiçbir zaman sofiden ayrı değildir.Her daim sofinin nefsinin neler fısıldadığını duyup bilmek zorundadır.Eğer duyamasaydı yani Allah-u Teala ona bu yetkiyi vermeseydi o da kişiyi terbiye edemezdi. Bu nedenledir ki sofi mürşidinin her an kendisini gördüğünü ve içinden geçeni duyduğunu bilmelidir. Bu sağlanırsa edeb hasıl olur. Bunların aksi halinde, yani sofinin nefs ve şeytana uyup harama girmesi durumunda Mürşid ikaz eder. Kişi ikazlara itibar etmezse ikazın da dozu artar. Başa gelen bir takım sıkıntılar ve musibetler de bu yüzdendir. Bu durumda sıkıntının sebebini herhangi bir maddede veya x kişide aramamalı doğruca kendi nefsine bakmalıdır.Burada gaye nefsin terbiyesidir.Sadat terbiye olmuş bir nefsi Allah'a teslim etmek ister çünki arada kendi kefaleti ve imzası vardır.Bunun için de ne gerekirse o yapılır ve kul şeytan ve nefse teslim edilmez.

Kul'un can emanetini teslim etme vakti geldiğinde kendisine kefil olan o yüce zat, aldığı emaneti yerine ulaştırmağa kefil olduğundan, Azrail A.S vazife ile geldiğinde sofi ile birlikte Mürşid-i Kamil'i bulur. Sofinin herşeyine kefil olan Gavs Hz.leri imanına da kefildir. Bu durumda Azrail A.S vazifesini en sıkıntısız şekilde yapar.

Değerli ziyaretçilerimiz, buraya kadar anlattıklarımız bir biat ve tevbenin çok kısıtlı anlatımıdır. Böyle büyük bir dünya ve ahiret nimetinden istifade edemeyenlere de Allah' dan tevbe ve biat kapısını nasib etmesini niyaz ederiz.

Bizlere hakkınızı helal ediniz.
Nasihatler.Net